Türkiye Lokanta ve Pastacılar Federasyonu
Türkiye Lokanta ve Pastacılar Federasyonu
Atatürk

Avukat Ali ONAR ile Hukukumuz

Federasyonumuzun çok değerli üyeleri, merhaba. Yaklaşık 80 bin işletmeden oluşan meslek mensuplarına, güzel vatanımızın her köşesine seslenme, sizlere yardımcı olabilme imkanına sahip oldum. Umarım bize güvenenleri mahcup etmediğimiz gibi siz okurlarımıza da faydalı olabiliriz.

Neler mi olacak bu köşede;

Her şeyden önce siz değerli üyelerimizden gelen her türlü hukuki sorun ve sorularınıza cevap vermeye çalışacağız. Çok hızlı ve sürekli olarak değişen yasal değişiklikler ile ilgili zaman zaman bilgiler vereceğiz, değerlendirmelerde bulunacağız. Yüksek Mahkemelerin vermiş olduğu değişik ve örnek teşkil edebilecek kararlarını sizlerle paylaşacak ve tartışacağız.

Sözün özü bundan böyle her hafta, bu köşede esnafımızın “Hukukunu” konuşacağız, “Hukukunu” arayacağız.

Soru ve görüşlerinizi alionar@yahoo.com adresinden mail yoluyla iletebilirsiniz.

Bu kısa tanıtımımızdan sonra ilk yazımızda iş hukukunda çok sık karşımıza çıkan rekabet yasağından bahsetmek istiyorum.

Değerli üyelerimiz, malumunuz üzere iş sözleşmesi hukuki nitelik itibariyle her iki tarafa borç yükleyen, tam karşılıklı taahhütlere havi bir sözleşmedir. İşte iş sözleşmesinin bu niteliği gereği, iş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işverenin birbirlerine karşı bir takım yükümlülükleri vardır. İş sözleşmesinin bu niteliği sonucu işçinin en önemli yükümlülüklerine örnek olarak iş görme borcu, itaat borcu, sadakat borcu bulunduğunu söylemek mümkündür. Bu açıklamalar ışığında işçinin rekabet yasağının ise, sadakat borcunun doğal bir uzantısı olduğu söylenebilir.

Rekabet yasağı sözleşmesi 6098 sayılı Borçlar Kanununda, işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenmesi olarak tanımlanmıştır.

İşçinin rekabet etme yasağı, en genel anlamda 6098 sayılı Borçlar kanununda düzenlenmiş olup, aynı zamanda da işçinin iş sözleşmesinden kaynaklanan sadakat yükümlülüğünün en önemli uzantısı niteliğindedir. İşçinin hizmet sözleşmesi sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, hizmet akdinden sonra işçinin rekabet etme yasağının ancak işçi ve işveren tarafından yazılı olarak kararlaştırılması halinde gündeme geleceğidir. Zira işçinin iş sözleşmesi sırasında rekabet etmemesi asıldır ve bu işçinin sadakat yükümlülüğünün bir uzantısıdır, ancak işçinin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra böyle bir yükümlülüğü ancak tarafların kararlaştırması ile gerçekleştirilebilecektir.

Önemle belirtmek gerekir ki, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmeleri her koşulda geçerli olan sözleşmeler değildir. Bu sözleşmelerin geçerli olabilmesi rekabet sözleşmesinin kapsadığı alan, yasağın süresi, işçinin reşit olması, yasağa konu olan işin iştigal alanının eski işle aynı olması ile iş sözleşmesinin işveren tarafından nedensiz, işçi tarafından da haklı bir nedenle sona erdirilmemiş olması gibi ayrıntıların önemi vardır.

İşçi ile işveren arasında tek başına rekabet yasağı sözleşmesi akdedilebileceği gibi iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra geçerli olmak üzere, işçinin işverenle rekabet etmesini engellemek amacıyla iş sözleşmesine de hüküm konulabilir. İş sözleşmesine eklenen rekabet yasağı şartının geçerli olabilmesi için de bu koşulların varlığı gerekmektedir. Bu koşullardan birinin eksik olması halinde yasak geçersizdir.

Bunun yanı sıra rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

Nitekim bu hususlarda 6098 sayılı kanun gerekli düzenlemeleri açıkça yapmış ve rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceğini ve süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağını hükme bağlamıştır.

Görüldüğü üzere 6098 sayılı kanunda rekabet yasağı sözleşmesine süre bakımından sınırlama getirildiği gibi yer bakımından da sınırlama getirilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşme ya da hüküm, coğrafi bir bölge, şehir veya işverenin faaliyet alanı ile sınırlandırılmalıdır. Ancak, yer bakımından yapılacak sınırlamada dikkat edilmesi gereken husus, söz konusu sınırlamanın işverenin fiilen yürüttüğü faaliyet alanını aşamamasıdır. Buna mukabil Yargıtay işe alınan işçiyle iki yıl boyunca Türkiye çapında çalışmasını yasaklayan rekabet yasağı sözleşmesini yer bakımından bir sınır getirilmediği gerekçesiyle geçersiz saymıştır.

Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Bu zararların neler olduğunu ispat yükü ise işverene aittir. Yasağa aykırı davranış bir cezai şarta bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı ispatlandığı takdirde gidermek zorundadır.

İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.

Ancak söz konusu düzenleme kapsamında işverenin bu hakkını kullanabilmesi bazı koşulların varlığına tabi kılınmıştır. Bu koşullardan ilki, işverenin bu hakkını sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutmasıdır. İşverenin yasağa aykırı davranışa son verilmesini isteme hakkına sahip olabilmesinin ikinci koşulu ise, kendisinin ihlal yada tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışının bu hakkı kullanmayı haklı gösteriyor olmasıdır.

6098 sayılı kanun rekabet yasağı sözleşmesinin sona ermesine ilişkin de açık hükümler getirmiştir. Buna göre;

Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Örneğin İşverenin farklı bir bölgeye taşınmış ya da faaliyet alanını değiştirmiş ise rekabet yasağının devam etmesinde bir yarar kalmamıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.

Güzel günler için sağlıkla ve adil kalın.