Türkiye Lokanta ve Pastacılar Federasyonu
Türkiye Lokanta ve Pastacılar Federasyonu
Atatürk

Aykut Yenice

Yeme içme sektörü; nitelikli personeliyle, komisiyle, garsonuyla, ustasıyla, kasiyeriyle, bulaşıkçısıyla birçok kişiyi istihdam eden katma değerli bir sektördür. İnşaat sektöründen sonra yüksek sayıda iş kalemiyle en çok girdi sağlayan bir sektördür. Ancak tüm göz kamaştıran bu etkenlere rağmen sektörümüz maalesef, nitelikli personel sıkıntısı yaşıyor. Genç nüfus oranı, dünyada başı çeken ülkemiz için kabul edilebilir bir durum değil. BULMAK İMKANSIZ Sektörde artık, çıraklıktan yetişme olarak tabir edilen, “çekirdek eleman” bulmak artık neredeyse imkansıza yakın. Sektörde donanımlı eleman yetiştirilmesini sağlayacak eğitim kurumlarına ilgi de beklenildiği kadar değil. Bu olumsuz sebepler, lokantacılık sektöründe nitelikli personel yetişmesinin önünde duvar gibi duruyor. Bu olumsuz gelişmelere paralel olarak…
Dünyada yeme içme kültürünün çok önemli bir evrimsel değişim ve gelişim göstermesi, adeta yatırımcı birçok diğer mesleklerin işletmecileri bile artık ‘’hayat durur, boğaz durmaz’’ mantığıyla sektöre ciddi boyutlara ulaşan yatırımlar yapar duruma geldiler.  İşkur’a göre tek bir tanımı olan sektörün ismi resmi yazılımlarda restoran işletmecisi adı altında sunulmaktadır. Buna göre restoran işletmecisi’’ Konuklara yemek ve içki sağlamak için bir restoranı kendi hesabına ya da ortak çalıştıran kişidir’’ Bundan hareketle lokantacılık mesleği de yemek ve içki sunanların mesleği olarak tanımlanmıştır. MYK’nın da ne yazık ki bu meslek ve alt meslekleri için hazırlanmış herhangi bir meslek standardı ya da tanımı bulunmamaktadır. Bu…
İstatistiklere göre tüm dünyada KOBİ’ler sayı ve katma değer olarak ekonomide baskın bir durumdadır. Ülkemiz için de benzer bir durum söz konusudur; sayıları 3.5 milyona ulaşan KOBİ’lerin 2 milyona yakın bir bölümü esnaf ve sanatkarlardan oluşmaktadır. 307 meslek dalında esnaf ve sanatkarlarımız toplum için vazgeçilmez olan ürün ve hizmetler sunmakta ve adeta bulunduğumuz şehirlerin ve ülkenin yaşamına dinamizm katmaktadırlar. Esnaf bir gelenekten gelmem ve uzun yıllar da yönetici olarak hizmet ettiğim bu ulvi teşkilatın son yıllarda en önemli vizyon projesi olduğuna inandığım ve 2 yılı aşkın zamandır devam eden ADAPTESK’in strateji belgesinin yayınlanma törenini Ankara’da gerçekleştirdik. Alman Uluslararası İş Birliği…
Tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte dışarıda yemek yeme alışkanlığı da giderek artıyor. Sektör büyüdükçe hizmet verilen kitlenin ihtiyaçları ve beklentileri de değişiklik gösteriyor. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda Geleneksel Esnaf Lokantası anlayışı, sokak aralarından önce lüks semtlere şimdi de AVM’lerde kendini göstermeye başladı. Günümüzde hemen her cadde üstü ve mahalle aralarında sık rastladığımız, geçmişi yüzyıllara dayanan esnaf lokantası kültürü, girişimciler için de fırsatlar barındırıyor. Düne kadar çarşıdaki esnafın damak zevkine hitap eden esnaf lokantaları, bugün artık beyaz yakalılar ve birçok ünlü simanın da gözdesi haline geldi. Yiyecek içecek sektörünün öncü şehirlerinden olan, İstanbul ve Ankara gibi metropol şehirlerimizdeki esnaf lokantalarının lüks semtlerdeki…
Ülkemizde toplam işletmeler içinde yüzde 98, toplam istihdam içinde yüzde 60, toplam üretim içinde yüzde 26’lık paya sahip olan esnaf-sanatkar ve küçük işletmelerin mevcut durumunu tespit etmek ve karşılaştıkları sorunlara çözüm önerileri sunmak oldukça önem taşımaktadır. Esnaf ve sanatkarların faaliyet gösterdiği alanlarda kapsamlı incelemeler yapılması, gelecek vizyonunun ve yol haritasının belirlenmesi için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü ile Yıldırım Beyazıt Üniversitesi arasında yapılan protokol gereği, “Esnaf ve Sanatkarlar Özelinde Gıda Sektörü Analizi” projesinin sonucu olarak “Gıda Sektörü Sonuç Raporu” hazırlanmıştır. Bu çalışmayı, 1912 yılında Selanik’ten sırtında bakır kazanıyla göç eden lokantacı Mehmet Efendi’nin torunu, üç kuşaktır…
Bu yaz yaşanan rekor sıcaklardan yeme içme sektörümüz de fazlasıyla etkilendi... Öyle ki; ziyaret ettiğimiz odalarımıza bağlı hemen her üyemiz, “uzun yıllar ilk kez bu yıl zor durumdayız, kan ağlıyoruz” diye dert yanıyor. Sıcaklar vatandaşı bunalttığı gibi, zaten ayakta durmakta zorlanan sektör esnafımızı da canından bezdirmiş durumda. Sıcakların esnafımızı olumsuz etkileyen çok sayıda nedeni var. Bu faktörlerin en önemlilerini şu şekilde sayabiliriz; Öncelikle birçok vatandaşımız, zorunlu olmadıkça evden çıkmıyor, çalışanlar da aşırı sıcakta esnaf lokantalarına gitmek yerine, yemek öğünlerini işyerlerinde hafif gıdalarla geçiştiriyor. Esnafı vuran bir diğer etken de, iç turizmde bir diğer deyişle yerli turist sayısındaki belirgin artışın olduğu…
Eskişehir... İlk bakışta adı gibi eski bir şehir bekliyorsunuz ama tam tersi.. Şehrin ortasından geçen Porsuk Çayı, Tarihi Odun Pazarı Evleri, sizi büyülemeye yetiyor. Bu hafta, bu büyülü kentin adıyla özdeşleşmiş en meşhur tadı; sizlerin “Çiğ börek” diye bildiği aslında gerçek adı “Çibörek” olan eşsiz lezzeti yazmak istedim. Bu eşsiz lezzet, ülkemizin hemen her ilinde yapılır; ancak tadı ve büyüklüğü yapıldığı şehre göre her zaman birbirinden çok farklı olmuştur. Günün her öğününde her damak tarafından tercih edilen çiböreğin en güzeli Eskişehir’de yapılıyor. Eskişehir mutfağının en tanınan yemeklerinden biri olan çiböreği, Eskişehir’de tatmış biri olarak, bugüne kadar Eskişehir dışında yediğiniz tüm…
Geçtiğimiz hafta içerisinde,Türkiye’nin en yüksek ili olan Serhat Şehri olan Kars’ta sektörümüzle ilgili odamızın düzenlediği eğitim çalışmalarına katılmak üzere bir ziyarette bulunduk. Tabi ki tarihi dokusuyla olağanüstü bir zenginlik şehri olsa da gidenler de Karslı dostları olanlar da bilir; Kars yöresi deyince aklınıza ilk olarak meşhur Kars kaşarı ve Kars kazı gelir. Şu mevsim kazın dönemi olmaması dolayısıyla bulunduğumuz sürede bu özel lezzeti tatmak için imkanımız olmadı. Ancak kesinlikle benim favorim olan kaşar, olağan üstü lezzeti ile günün her saati yenir, yöre halkı bazen sadece bir öğününü bile Kars kaşarıyla geçiştirir. Kars kahvaltı sofraları o kadar çeşitlidir ki hangisini yiyeceğim…
Gazetemizin haftasonu ekonomi sayfasını incelerken, dikkatimi çeken ve haberin tamamını da okuyunca beni mutlu eden Afyonkarahisarlı Kiraz üreticilerinin haberi idi. Yöreye özgü Napolyon Kirazı üreticileri son on beş yılın en verimli rekoltesini aldıklarını Rusya ve İran başta olmak üzere mahsulün çok değerli bir fiyat politikasıyla yurt dışına pazarlandığını ve bu ihracatının üreticinin yüzünü güldürdüğünü söylüyordu. İçinde bulunduğumuz yaz mevsiminin en güzel meyvelerinden olan Kiraz, sadece lezzeti değil güzel zarif görünüşüyle de insanların ilgisini çeken sapından, çöpüne kadar ayrıca da insanlar için bir şifa kaynağı olduğu da bilinmektedir. Pazarlarda her ne kadar kırmızı renkli olanı hakim olarak tezgahlarda yer alsa da beyaz…
Son yılların en sıcak günlerini yaşadığımız zamanlardayız, sanırım hafızalarınızda bu kadar sıcağı nadir hatırlıyorsunuzdur. Allah bu sıcaklarda dışarıda çalışanlara ve ateşin karşısında çalışıp yeme içme sektörümüze hizmet etmeye çalışan meslektaşlarımızın yardımcısı olsun. Küresel ısınmaya dikkat çeken uzmanlar, özellikle yaşlı ve çocukların öğlen saatlerinde güneş altında kalmamasını ve mümkünse sokağa çıkmamaları konusunda uyarıyorlar. Küresel ısınmaya çare yok, insanoğlu bu ısınmanın başlıca nedeni. Bu durumu nasıl yarattıysak tedbir almak ve buna uymak da bizim elimizde. Sıcaklarda iki temel konuya çok dikkat etmemiz gerektiği kanısındayım, öncelikle pamuklu ve ince giyecekleri tercih etmeli diğeri de hafif yiyecekler ve yemekleri tercih etmeliyiz. Zaten isteseniz de…
Son dönemde sektörümüzün ve ülkemizin en önemli gündemlerinde biri de, aşırı yükselen et fiyatları oldu. Öyledir ki, Ramazan ayı öncesi büyük marketlerde 35-38 TL olan en ucuz etin kilosu Ramazan ayında 40-45 TL’ye kadar çıktı. Rekabet ortamı daha düşük olan Doğu ve Güneydoğu şehirlerimizde de bugün en ucuz etin kilosu 45-48 TL arasında değişiyor. Hal böyle olunca alım gücü kırmızı ete yetmeyen vatandaş, beyaz ete hücum etti. İmkanı olan vatandaş da kırmızı et almak için market ve kasaplar yerine, Et ve Süt Kurumu’nun satış mağazalarına hücum ediyor. Vatandaşı endişelendiren bir diğer konu ise yaklaşan kurban bayramı öncesi kırmızı et fiyatlarındaki…
Ramazan ayı ve devamındaki bayram günlerini tamamladığımız bu günlerde yaz mevsiminin tam anlamıyla ülke genelinde mevsim normallerinin çok üstünde sıcaklarının bizleri bunalttığı günleri yaşıyoruz. Dolayısıyla yazın kendine has bu sıcak günlerinde beslenme ve yeme içme kültürümüzün de etkilendiğini söyleyebiliriz. Ülkemiz genelindeki bölgeleri kendine has bir çok et ve et ürünlerini ve yaz için ağır sayılabilecek bir mutfak kültürünü bünyesinde barındırsa da Türkiye bir sebze ve meyve cennetidir. Uzmanların bir çoğunun görüşüne göre kişinin belli bir sağlık sorunu yoksa multivitamin denilen vitamin takviyelerine asla ihtiyacı yoktur çünkü Türk Mutfağı bünyesindeki sebze, meyvelerde bol miktarda bu doğal vitaminler yer almaktadır. Genellikle et ve…
Kilis mutfağı kendine özgü tatlarıyla mutfak kültüründe apayrı bir yere sahiptir. Nüfusu düne kadar 80 bin olan; ancak Suriyelilerin göç etmesiyle 150 bine ulaşan Kilis mutfağının temelini, et ve baharat oluşturur. Kilis’te baharatsız yemekten bahsetmek neredeyse imkânsızdır. Mevsimsel bazı yemeklerinin olmazsa olmazı da zeytinyağıdır. Kilis’in zeytinyağı, yörede yetiştirilen yüksek kaliteli zeytinlerden elde edilir ki, hemen her Kilislinin mutfağında bulunan vazgeçilmez bir besin maddesidir. Yemeklerin çoğu, Kilis’te neredeyse adım başı görebileceğiniz taş fırınlarda pişer. Sadece zeytin ağacı dallarının yakıldığı taş fırınlar, yemeklere apayrı lezzet katar. O taş fırınlarda pişirilen tırnak pideler de, sıcak sıcak konulduğu sofraların demirbaşıdır. Kilis yöresinin en leziz yemekleri sırasıyla…
Ramazanın sonuna doğru yaklaştığımız bu günlerde, bu haftaki yazımızda eski İstanbul’da Ramazanlar nasıl yaşanmış iftariyelikler ve yemekler nelermiş, tüm bunlara klasik Türk Mutfağı’nın penceresinden bakalım istedim. Eski İstanbul’da sosyal yaşamda bir canlanmayla başlayan Ramazan adeta bir bayram havasında karşılanırmış. Minarelerde mahyalar yakılır, iftar ve sahur zamanları mutlaka top atışlarıyla belirlenir. Direkler arasında hazırlanan eğlenceler Ramazan boyunca kesintisiz sürermiş. Konaklarda ve evlerde bir ay öncesinden başlayan hazırlıklar ve alışverişler yapılır, mahallelerdeki dul ve yoksul ailelere Ramazan için alınan bu malzemelerden gönderilirdi. İftar sofraları akşam namazından önce hazırlanır, boş mideyi birden ağır yemeklerle doldurmamak için önce kahvaltılık yiyecekler yenir ve hemen devamında…
Geçtiğimiz hafta başlayan On bir ayın sultanı Ramazan’da kurulan iftar sofralarının birleştirici özelliği, ülkemiz adına çok önemlidir. Ramazan ayı bizim için yılda bir defa gelen bir misafir gibi karşıladığımız, özenle hazırlandığımız bir aydır. On bir ayın sultanı Ramazan tüm ülkeye sevgi, saygı, hoşgörü, birlik ve beraberlik ortamını getirir. Çünkü içinde bir çok geleneği, güzelliği barındırır. İşte bu güzellikler sayesinde var ettiğimiz gelenekler gerek yaşamımızda gerekse sofra kültürümüzde büyük izler bırakmıştır ve bırakmaya da devam edecektir. İbadet ve sofra geleneğimiz kardeşlik, dostluk İlişkilerin gelişmesinde büyük önem taşır. İşte bu bereketli, insan sevgisi dolu ayın sofra geleneklerine bir göz atalım: Ramazan ayı…
Ev dışı tüketim tedarikçileri derneğinin yaptığı araştırmasında, ev dışı tüketim harcamalarının bu yılki istatistikleri, sektörde endişeye neden oldu. Bir önceki yıla göre 11 milyar TL gerileyen ev dışı tüketim harcamalarımız, 2016 sonu itibariyle 44 milyar lira oldu; 2016’da ev dışı tüketim harcamaları, kişi başı 528 lira olarak kayıtlara geçti. Daralan pazarı teğet geçip, büyüyen tek ilimiz İzmir oldu. Ev dışı tüketim sektörünün büyüme ortalaması, her yıl dünya ve Avrupa ortalamalarının hep önünde olan Türkiye, sektörde bu kez daralma yaşadı. 15 Temmuz’da yaşanan kanlı darbe girişimi, artan terör olayları ve buna paralel olarak azalan turist sayısı, sektördeki daralmayı da beraberinde getirdi.…
  Esnafımız için Yeni Nesil Cihaz, POS özellikli mobil yazar kasa olarak ta adlandırılan, yeni sisteme geçiş yani bu pos cihazlarının kullanma zorunluluğu 01.07.2013 tarihi olarak öngörülmüştü. Çıkartılan tebliğler ile birkaç kez uzatılarak günümüze kadar getirildi. Bu uzatmalar aslında esnafımızın bu yeni sisteme uyum sağlama, ısınma ve alışma süresi olarak ta kullanılmıştır. En son 3100 Sayılı Katma Değer Vergisi mükelleflerinin ödeme kaydedici cihazları kullanmaları mecburiyeti hakkında kanunun 69 ve 70 nolu Genel Tebliği kapsamında, Esnafımıza 01 Ocak 2017 tarihinden itibaren yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanım zorunluluğu getirildi. Bu da ekonomik anlamda esnafımızın omuzlarına bir yük daha bindirdi.   ESNAFIMIZ İÇİN Türkiye Lokantacılar ve…
Geçtiğimiz hafta İstanbul Beykent Üniversitesi Gastronomi Topluluğu’nun organize ettiği Yöresel Gastronomi Festivali’ndeki konferansa katıldım. Ayazağa Maslak Yerleşkesini ve Adem Çelik Beykent Eğitim Vakfı’nın kampüsünü ve eğitime kattığı değerlere yakından tanık oldum. Gördüklerimin tek kelimeyle muhteşemdi. Konumuz sektörümüzün en önemli temsilcilerinden olan Esnaf Lokantaları ve bu iş yerlerimizde Türk Mutfağı’nın güncel yansımalarıydı. Salonu dolduran yüzlerce genç aşçı adayının arasında kadın öğrencilerimizin ağırlıklı olması beni heyecanlandırdı. Mesleğimizin geleceği açısından da çok ümitlendim. Çünkü her zaman iddialı bir şekilde söylediğim gibi Türk Mutfağının gerçek temsilcileri saygıdeğer kadınlarımız olmalıdır. DEĞİŞİME AYAK UYDURMAK Son yıllarda Fastfood çılgınlığıyla kan kaybeden esnaf lokantalarımızın yaşadığı sıkıntı ve sorunlarını sık…
Tarihi eserleri, gelenekleri ve inançlarıyla olduğu kadar, edebiyat dünyamızın ünlüsü Namık Kemal’in ve Macar bağımsızlık savunucusu Ferenc Rakoczi’nin bir dönemler yaşamış olduğu önemli bir kültür kenti konumundaki Tekirdağ, Çorlu ve Çerkezköy ilçelerindeki binlerce sanayi kuruluşuyla da ekonomiye katkısı yüksek bir ilimiz. Rumeli Fatihi Süleyman Paşa ile başlayan Yürük, Türkmen ve Kırımlılar’la devam eden vatandaşlarımızın bölgeye yerleşimi 1924’te mübadele de gelen Selanik, Serez, Yenice göçmenleri ile devam etmiş ve 1930’lu yıllarda Bulgaristan’dan gelenlerle bu zengin mozaik oluşmuş. Yörenin yerli ahalisinin zengin mutfak kültürü ile bu göç mutfağının zenginliği birleşince, inanılmaz bir mutfak kültürü de ortaya çıkmış. Gecen hafta içerisinde kutlanan Turizm Haftası…
İnsanoğlunun var oluşundan günümüze yemek ve içmenin onun ayrılmaz bir parçası olduğu hepimizin bildiği bir gerçektir. Önceleri yiyecekleri olduğu gibi çiğ olarak tüketen insanlar, daha sonra yiyecekleri parçalayarak, döğme ve öğütme gibi belirli işlemlerden geçirerek, ateşi bulduktan sonrada pişirerek kullanmaya başlamışlardır. Zamanla pişirmede olduğu gibi yeme ve içmede birtakım kuralları da geliştirerek günümüzde bilinen tekniklere ulaşılmışlardır. Dünya mutfaklarında ana pişirme teknikleri temelde aynı olarak uygulansa da, her ülkenin kendine has mutfak kültürüne bağlı olarak geliştirdikleri ve fazlaca kullandığı pişirme teknikleri de bulunmaktadır. Türk Mutfağının pişirme yöntemleri de kendi içerisinde birçok bölüme ayrılabilen beş ana bölümde incelenebilir. 5 YÖNTEM VAR Birincisi suda…
Cemrelerin düşmesiyle baharın sıcak ve sevimli yüzünü gösterdiği, mevsimsel olarak enerji dolu günleri yaşamaya başladık. Aydınlık yüzünün yanında bahar mevsimi Nevruz ve Hıdırellez gibi kırlarda büyük bir coşkuyla kutlanan çok özel günleri de içerisinde barındırır. Bu yıl İslamiyet’in kutsal kabul ettiği üç ayları da takvim gereği bahar mevsiminin içerisinde yaşamaya başladık Recep ayı ile başlayan Şaban ayı ile devam eden Ramazan ayı ile son bulan üç ayları da bu güzel ve coşku dolu bahar mevsiminin içerisin de beraber kutlayacağız. Ülkenin hemen her yerinde baharın coşkusuyla kırlara gezmelere çıkılırken yörelere göre özel yemekler hazırlanır. Et yemeklerinden tutun da her türlü börek, zeytinyağlı…
Farsça’da ‘‘yeni gün’’ anlamına gelen Nevruz, Asya, Ortadoğu ülkeleri ve Anadolu’da baharın başlangıcı olarak kabul edilir. Geçtiğimiz hafta içinde de güneşin koç burcuna girdiği gün olan 22 Mart günü ülkemizde de büyük bir coşkuyla huzur ve güven içerisinde kutlandı. Nevruz geleneğinin Zerdüşt dininden geldiği söylenmektedir. İranlılar’ın çok ayrı bir önem verdikleri Nevruz. Kürt efsanesine göre de Kawa adlı demirci, zalim bir hükümdar olan Dehhak’ı yenmiş ve bu nedenle de bayram olarak Kürt’ler tarafından kabul edilmiş ve her yıl kutlanmaktadır. Bektaşi ve Alevi toplulukları da, Hz Ali’ye dayanan bazı mutlu olayların Nevruz günü gerçekleştiğini kabul ederek aynı dönemlerde çeşitli kutlamalar yaparlar. Anadolu’da daha…
Dilimizin güncel söylemi içinde sık kullandığımız “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim’’ biçiminde değerlendirebileceğimiz bu söz, yiyecekle kültür ve uygarlık arasında birebir ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, her yiyecek belli bir kültürü işaret ederken, uygarlıkları işaret eden gıdaların sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Büyük tarihçi Fernand Braudel’e göre ‘’Seyyahlar için bir kültürden bir uygarlığa geçmek ciddi gıda değişiklikleri içermektedir’’ der. Akdeniz uygarlığı ve onun çocukları olan Batı ve Doğu uygarlıkları denilince de akla buğday ve onun değerli evladı ekmek gelir. Açıkçası, bizim uygarlık dairemizde ekmek esastır, diğerleri ise misafir. Ekmeğe baktığımız zaman, adeta insanlık tarihini seyretmiş oluruz. Binlerce…
Geçtiğimiz hafta içerisinde Denizli Pamukkale Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu, Gastronomi Topluluğu’nun organize ettiği Yöresel Gastronomi Festivali’ndeki konferansa katıldım. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki bu muhteşem üniversite kampüsünü ve Denizli’ye kattığı değerlere yakından tanık olmak şansını elde ettim, gördüklerimin tek kelimeyle muhteşem olduğunu söylemeliyim, emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Konumuz sektörümüzün en önemli temsilcilerinden olan esnaf lokantaları ve bu iş yerlerimizde Türk Mutfağı’nın güncel yansımalarıydı. Salonu tamamen dolduran yüzlerce aşçı adayı gençlerimizin arasında kadın öğrencilerimizin ağırlıklı olması beni son derece heyecanlandırdığını ve mesleğimizin geleceği acısından da çok ümitlendirdiğini söylemeliyim. Çünkü her zaman iddialı bir şekilde söylediğim gibi Türk Mutfağı’nın gerçek temsilcileri saygıdeğer…
Dünya Kadınlar Günü söz konusu olunca “kadınlarımızdan” bahsetmeden, onların varlıklarının önemiyle ilgili birşeyler söylemeden geçmek olmaz diye düşündüm. Tek bir güne sığdırılamayacak, hayatlarımızdaki yerleriyle hepimizi omuzlarında taşıyan, bizi biz yapan kadınlarımızın değerini anlatmak aslında kelimelere sığdırılabilecek türden değil. Annelerimiz, kardeşlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımız, omuz omuza mücadele verdiklerimiz hep onlar. Hangi sıfatının hakkını ödeyebilmek mümkün ki? Daha hayata ilk gözlerimizi açtığımızda sonsuz şefkat ve sevgisiyle bizi koruyup kollayan, en doğru, en ahlaklı insan olma yolunda bizi hayata hazırlayan annelerimizle başlayan yolculuğumuz, kız kardeşlerimizle hayatı paylaşmayı öğrenmekle devam edip eşimizle kurduğumuz yuvadaki düzen, saygı, sevgi bütünlüğü içinde sürüp gitmez mi? Çocuklarımız özellikle kız çocuklarımız en narin,…
Gıda sektöründeki gelişme ve teknolojilerin sergilendiği 24. ANFAŞ Food Product Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı ülkemizden ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gıda sektöründe boy gösteren pek çok profesyoneli ortak ticaret ve işbirliği gayesi ile aynı çatı altında toplamak üzere 15 Şubat’ta kapılarını ziyaretçilerine açtı. 18 Şubata kadar süren fuarı ziyaret edenler gıda sektöründeki yenilikleri, projeleri ve arge çalışmalarını yakından görme fırsatı buldu. Türkiye Lokanta ve Pastacılar Federasyonu olarak değerli oda başkanlarım ile birlikte esnafımız adına fuara katılım sağladık. İnsanlığın hayati ihtiyacı olan beslenmeyi karşılayan gıda sektörü kendini akıl, bilim ve teknolojinin öne çıktığı bu yüzyıla uygun olarak revize ediyor. Dünyada gıda sektöründe yaşanan…
Geçtiğimiz yıl içerisinde dünya ekonomisinde gözle görülen daralma, bütün dünya ülkelerini olduğu gibi bizim de ekonomimizi etkiledi. Ancak hükümetimizin yetkin tavırları ile ekonomimizin mihenk taşı sayılan esnafımız için yeni kanunlar ve düzenlemeler başta Sayın Maliye Bakanımız Naci Ağbal’ın ve tüm yetkili kurulların çalışmaları neticesinde peş peşe çıkartılmıştı. Milyonlarca mükellefe sağlanan vergi borcu yapılandırması, birçok destek kredisi ve kolaylıkların ardından, esnafımızın yüzünü güldürecek yeni bir müjdeli haber daha Maliye Bakanlığınca geçtiğimiz hafta içerisinde duyuruldu. 25 Şubat’a kadar basit usulde beyanname veren yedi yüz elli bin esnafın sekiz bin liraya kadar olan kazançları Maliye Bakanlığının yaptığı düzenleme ile vergi dışı tutulacak. Bu…
İnsan sağlığını tehdit eden zehirlenme olayları mercek altına alındığında en çok zehirlenmeye sebep olan etkenin tüketilen sağlıksız gıdalar olduğu göze çarpmaktadır. Bu bilgi ışığında, tüketiciler gıda güvenliği kavramına daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Artan farkındalık ile insanlar gıda hijyeni konusunda daha duyarlı olmaya, beslenme kavramına daha bilimsel yaklaşmaya özen gösterir hale gelmişlerdir. Bunun sonucu olarak insanların gıda ürünlerini satın alırken göz önünde bulundurduğu unsurların sayısı artmıştır. Fakat bilinçli tüketicileri dahi kandırmanın bir yolunu arayan gıda korsanları çeşitli hileler ile taklit ettikleri gıdaları bir şekilde piyasaya sürmeye devam ediyorlar. Kayıt dışı ve devletin görevli denetim kuruluşları tarafından denetlenemeyen bu satıcıların ürettikleri taklit gıdalar içerdikleri kimyasallar…
Hükümetimiz tarafından hazırlanan teşvik paketinin detayları geçtiğimiz hafta Başbakan Binali Yıldırım tarafından tüm kamuoyuna açıklandı. 22 Kasım günü yayınlanan KHK ile cazibe merkezleri programı kapsamında bir dizi proje hazırlanarak ekonomiye kazandırılması için ön başvurular alınmaya başlanmıştı. Bu destekleme ve teşvik paketinin büyük bir bölümü Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 23 il için planlandı ve bu paket kapsamında ön taleplerin sonuçları da açıklandı. Açıklamaya göre 1200 farklı başvuru yapıldığı ve bu başvurularda elde edilecek toplam ticari hacmin ise 19 milyar 600 milyon liraya ulaşacağı bekleniyor. Bu paket ile özellikle ülkemizde işsizliğin tavan yaptığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde…
Yemek kültürümüz, ülkemizin yedi bölgesi, seksen bir ilinin kendine ait lezzetlerini içeren geniş bir yelpazeden oluşmaktadır. Türk mutfağı asırlardır zenginleşip gelişerek bugüne gelmiştir. Son zamanlarda çeşitli yöntemler ile yemek kültürümüz sürekli olarak bozulmaya ve ya değiştirilmeye çalışılıyor. Bu sebepten dolayı ülkemizin yerli ve milli yemeklerinin, başka ülkeler tarafından tescil edilmesinin önüne bile bir türlü geçemiyoruz. İşin ehli olmayan kişilerin tamamen ekonomik yatırımlar sonucu meslekte iğme kazanması, bu mantıktaki yatırım anlayışıyla düşük kalitede ürünler ile hazırlanan yemekler ise işin tuzu biberi olup, damak tadımızı sabote ediyor. Bu durumun gelecekte yemek kültürümüzü çok daha olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum. Buna bir dur demek için bazı noktalara dikkat…
Geçtiğimiz hafta, Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) heyetini, Çankaya Köşkü’nde kabul etti. Tüm esnaf başkan ve kooperatif yöneticilerinin geniş bir katılım sağladığı toplantıya Sayın Bakanlarımız Bülent Tüfenkçi ve Mehmet Müezzinoğlu da katıldı. Esnafların Türkiye ekonomisinin temel taşı olduğunu vurgulayan Başbakan, esnafların siyasi ve sosyal hayatta da belirleyici bir konumda olduklarını vurguladı; esnaflarımız için bütün olanakları zorlayacaklarını belirtti. Hükümetin bu yöndeki adımlarından ilki hepimizin yakından takip ettiği, devlet güvencesi ile verilecek olan 50 bin TL faizsiz kredi idi. HERKES KREDİ ALACAK İlk etapta on…
Geride bıraktığımız 2016 yılı, Türk siyaset tarihinde kolay kolay unutulmayacak bir yıl oldu. 15 Temmuz FETÖ askeri darbe girişimi ile Türkiye büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Asker üniforması giymiş hainlerin, kendi vatandaşına silah doğrulttuğu, tankların sokaklarda yürütüldüğü, köprülerin kapatıldığı, TRT’nin basıldığı bir ortamda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa davet etmesi ile FETÖ darbesi başarısız oldu. Sonrasında gerçekleştirilen FETÖ operasyonları ile devletin içine sızmış olan hainlerin temizliği yapılmaya başlandı. TERÖR CANIMIZI YAKTI Ankara Kızılay’da, İstanbul İstiklal Caddesi’nde, Hakkâri’de ve Kayseri’deki patlamalarda birçok vatandaşımızı kaybettik. Neredeyse yılın her ayında terör saldırısı ile sarsıldık. Aslında tüm Dünya 2016 yılında terör saldırılarından çok çekti. Fransa, Almanya…
Esnaf ve Sanatkarlarımız için yeni yıl, yeni fırsatları da yanında getiriyor. Ticaret hayatında yeni bir beyaz sayfa açmayı hedefleyenler için müjdeyi Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sayın Bülent Tüfenkçi verdi. Bozuk sicil kayıtları 2009'da çıkarılan af ile Merkez Bankası tarafından silinmişti. Ancak bankaların kendi kayıtlarını tutmaya devam etmesiyle beraber ticari sicili bozuk kişilerin, bankalardan kredi, kredi kartı ve çek defteri alması olanaksız hale gelmişti. 16.12.2016 tarihinde TBMM'ye sunulan torba yasanın 25. maddesi ile beraber yaklaşık 12 milyon kişi 2017 yılında beyaz bir sayfa açabilecek. Peki, kara liste nasıl oluşturuluyor? Bankaya olan borcunuzu yasal süreye göre 90 gün geciktirdiğiniz takdirde siciliniz bozuluyor başka bir deyişle kara…
KOSGEB küçük ve orta ölçekli işletmelere birçok alanda destek veren bir kurum. Tam adı ile Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın her ilde bir müdürlüğü bulunmaktadır. Müdürlüğü bulunmayan illerde ise sinerji odakları ile işletmelere ulaşmaktadır. KOSGEB’in sunduğu hizmetler arasında işletmelerin en çok dikkatini çeken şüphesiz ki hibe kredilerdir. Belirli şartlar altında işletmelere verilen bu kredilerin geri dönüşü istenmemekte ve ödenen bedeller işletmelere hibe edilmektedir. Yeni iş kurmak isteyen veya mevcut işinde yenilikler yapma hedefinde olan işletmeler için hibe krediler büyük destek sağlamaktadır. Verilen hizmet çok önemli olduğundan, işletmelerin hibe kredilerden kullanabilmesi için bazı şartları sağlıyor olmaları gerekmektedir. Hibe…
Ülkemizin sosyal ve ekonomik hayatının temel taşı olan Esnaf ve Sanatkar camiasının bin yıla yakındır bilinen Ahilik ilke ve geleneklerine en çok sahip çıkması gereken günlerdeyiz. Milletimizin önemli değerlerinden olan yardımlaşma ve dayanışma kültürünün, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarını bünyesinde barındıran Ahilik değerlerinin oluşturduğu sinerjiyi günümüz Türkiye’sine taşımak her gecen gün biraz daha önem kazanmaktadır. Kırşehir’de yaklaşık 800 yıl önce Ahi Evran tarafından kurulan Ahilik Teşkilatı, zamanının ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerinde düzenleyici rol üslenmiştir. Bu rolüyle, Ahilik Teşkilatı, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri dönemlerinde kalite anlayışıyla, standart oluşturmasıyla, verimliliğe verdiği önemle, uzmanlaşmış kalifiye iş gücü eğitimiyle, dini ve güzel ahlak…
Geçtiğimiz hafta bu köşemde sizlerle yaklaşık 2 milyon esnaf ve sanatkarın hizmet aldığı eğitim ve danışmanlık merkezleri aracılığı ile insan kaynaklarının desteklenmesi ve iş hayatında ve istihdamda yarattıkları kapasitenin artırılması amacıyla bir model kurulmasını hedefleyen ADEPTESK projesi kapsamında TESK heyeti olarak Almanya’daki Esnaf teşkilatının eğitim tesislerin de bir dizi inceleme ve eğitim çalışmalarına katıldığımızı ve buradaki ilk gözlemlerimi aktarmıştım. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız karşısında tüm heyetin inanılmaz etkilendiği ve ülkemizdeki geçmiş dönemlerde Metem adı altında aslında aynı örneklerin yaratılmaya çalışıldığını ama kimisinin toprağa gömüldüğü kimisinin devletle zaman içersinde farklı yerlerle takas edilerek talan edildiği sürecide yaşayan ve bilen bizlerin bunları yapan…
Esnaf ve Sanatkarların Uyum Yeteneklerinin Projesi, AB’nin katılım öncesi mali yardım aracı IPA’nın 4.Bileşeni olan İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Operasyonel Programı (İKGOP) Kapsamında, daha sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi sağlamak amacıyla insan sermayesine daha fazla yatırım yaparak esnaf ve sanatkarların uyum yeteneklerinin artırılması hedefiyle geliştirilmiş bir projedir. Proje, esnaf ve sanatkarlar ile KOBİ’lerin ülkenin ekonomik gücünün büyük bölümünü oluşturmalarına rağmen ekonomiye katkılarının az olması ve başta küreselleşme ve ekonomik krizlerin bunların üzerinde etkilerinin daha büyük ve yıkıcı olması temeline dayandırılmıştır. Bu kapsamda KOBİ’lerin dezavantajlı olduğu alanlar Projenin çıkış noktasını oluşturmaktadır, projenin genel hedefi ise, milyonlarca esnaf ve sanatkarın hizmet aldığı eğitim ve danışmanlık merkezleri…
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği 5’inci Esnaf ve Sanatkarlar Şurası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin katılımıyla Ankara’da yapıldı. Tüm illerden 10 bine yakın esnaf temsilcisinin katıldığı etkinliği, muhteşem olarak tanımlayabiliriz, emeği geçen başta Sayın Bakanımız Tüfenkçi, olmak üzere özellikle Esnaf ve Sanatkarımızın en büyük hamisi kimliği her geçen gün daha netleşen, Esnaf ve Sanatkarlar Gn. Md. Sayın Necmettin Erkan ve ekibini kutluyorum, gece gündüz demeden organizasyonun kusursuz gerçekleşmesi adına yüreğini ortaya koyan bu ekibe teşkilatımızın geleceği adına katkıları ve çabaları için saygılarımı ifade ediyorum. Cumhurbaşkanımız, konuşmasında 2012’den itibaren her iki yılda bir…
Ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlar ne olursa olsun halen seher vakti işyerini açıp her türlü olumsuzluğa rağmen aş, iş üreten milyonlarca esnaf ve sanatkarın ayakta kalmak için büyük bir özveriyle mücadele ettiği bilinen bir gerçek. Ancak AVM sektörünün büyük bir gelişim göstermesi, esnaf ve sanatkarımızın önündeki en büyük korkulu rüya olduğunu söylemek sanırım hayalcilik olmaz. Her türlü olumsuz görünen bu tabloya rağmen son zamanlarda semt ve mahalle esnafı arasında dikkat çeken bir gelişme gözlerden kaçmıyor. Esnafın ‘‘siftah ve bereket versin’’ sözü kayboldu derken, ticari bir dirilmenin ve silkinişin piyasalarda emarelerini görmeye başladık. Şaşırtıcı bir şekilde bankalar ve finans…
  Türk mutfağının son yıllardaki gerileme nedenlerini birçok ana başlıkta toplayabiliriz. Samimiyetle ifade etmem gerekirse de maalesef bu konuda çok başarılı ve etkili olan sonuçlara ulaştığımız söylenemez. Çünkü sektörün genelinde hakim olan çok seslilik temel sorunların çözümünde sektör içerisindeki farklı amaçlardaki hizmet birimlerinin karşılıklı menfaatlerinin çakışmasıyla da pek olumlu sonuçları yaratmıyor. Örneklemem gerekirse ‘‘Her şey dahil sistemi’’ en temel sorunlardan biri olarak tanımladığımız etkenlerin başında. Yıldızlı tesislerin dışında kalan esnaf ve sanatkarımızın kabusuna dönüşen bu uygulama dünya markası Türk mutfağının da bu olumsuzluklardan nasibini almasına sebep oldu. KALİTE DÜŞTÜ Yüksek işletme giderlerini ucuz fiyat politikasıyla karşılayamayan birçok yüksek yıldızlı tesis dahi,…
Page 1 of 7